Bisiklet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bisiklet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20110208

2011 Tirreno-Adriatico || Takımlar

ProTeam lisanslı takımlar otomatik olarak katılıyor;
AG2R La Mondiale (FRA)
BMC Racing Team (USA)
Euskaltel-Euskadi (SPA)
HTC-Highroad (USA)
Katusha Team (RUS)
Lampre-ISD (ITA)
Liquigas-Cannondale (ITA)
Movistar Team (SPA)
OmegaPharma-Lotto (BEL)
Pro Team Astana (KAZ)
Quick Step Cycling Team (BEL)
Rabobank Cycling Team (NED)
Saxo Bank SunGard (DEN)
Sky Procycling (GBR)
Team Garmin-Cervélo (USA)
Team Leopard – Trek (LUX)
Team Radioshack (USA)
Vacansoleil - DCM Pro Cycling Team (NED)

ProContinental takımlarından wildcard kapanlar;
Acqua & Sapone (ITA)
Farnese Vini - Neri Sottoli (GBR)

20110201

2011 Paris-Nice || Artık Hep Fignonsuz

Emekliye ayrıldıktan sonra Paris-Nice'in direktörlüğünü Corrine Leulliot'dan devralmıştı 2000 yılında. Fotoğraf da 2000 yılındaki Paris-Nice'ten bir kare. Turun organizasyonunu Amaury Sports Organization'a teslim etti.

ASO, Grand Tour'lardan Tour de France ve Vuelta'yı bunların yanında da Paris-Roubaix ve Le Criterium International gibi önemli klasikleri de organize ediyor.

Fignon'a kanser teşhisinden sonra geçtiğimiz sene, 10 senedir ilk defa Paris-Nice'te yer almadı. Direktörlüğe geldiğinden bu yana ilk kez Fignonsuz bir Paris-Nice izlemiştik. Ve artık hep Fignonsuz olacak. Sadece Paris-Nice değil, tüm bisiklet dünyası.

Niye bu kadar geç yazıyorsun Fignonsuzluğu, hiç yazmayaydın derseniz, ben de bilmiyorum. Zaten farkındaysanız kısa da bir şey. İçim kaldırmamıştı ilk günlerde. Sonra blog'tan uzaklaştım falan filan. Bir de şimdi sezonun açılmasıyla yeniden heyecanın başlaması ve biraz da kabullenme var. Neyse işte, böyle.

12 Ağustos 1960 - 31 Ağustos 2010.

2011 Paris-Nice || Etap Profilleri: 5, 6, 7 ve 8

Stage 5: Saint-Symphorien – Vernoux-en-Vivarais (194 km)


Stage 6: Rognes – Aix-en-Provence (27 km, Bireysel TT)


Stage 7: Brignoles – Biot (215.5 km)


Stage 8: Nice – Nice (124 km)

2011 Paris-Nice || Güzergâh Belli Oldu

06/03 : Etape 1, Houdan – Houdan (154,5 km)
07/03 : Etape 2, Montfort l’Amaury – Amilly (198,5 km)
08/03 : Etape 3, Cosne-sur-Loire – Nuits-Saint-Georges (202,5 km)
09/03 : Etape 4, Crêches-sur-Saône – Belleville (191 km)
10/03 : Etape 5, Saint-Symphorien – Vernoux-en-Vivarais (194 km)
11/03 : Etape 6, Rognes – Aix-en-Provence (27 km, CLM individuel)
12/03 : Etape 7, Brignoles – Biot (215.5 km)
13/03 : Etape 8, Nice – Nice (124 km)

Beşinci etaptaki Col de la Mure tırmanışı 8km civarında ve %8'e varan eğime sahip. Yine tırmanışçılar için güzel bir etap. Özellikle son etaplarda ortalama 6km'lik ve %5-6'lık eğime sahip tırmanışlar var.

Geçtiğimiz sene hava koşulları feci haldeydi. Hatta Tirreno-Adriatico'yu hava şartları yüzünden seçmeyip onun yerine Paris-Nice'e katılan yarışçıları için de büyük bir sürpriz olmuştu. Çapraz esen sert rüzgarlar resmen pelotonu dağıtmıştı. İlginç bir tur olmuştu geçtiğimiz sene.

Ve başka bir yanı daha vardı ki onu birazdan yazacağım. Bir de son dört etabın profillerini vereceğim. Az önce bahsettiğim Col de la Mure'nın profili ise şu şekilde;

20100801

2010 Tour de France || Criterium Stage 20: Longjumeau > Paris

Ve Tur'a veda.. Longjumeau - Paris arasındaki klasik güzergah. Yorgunluğun atılması.

Çoğu zaman inanılmaz keyifli enstantaneler olur bu son etapta. Bu sene de öyle oldu. Andy ile Contador beraber kaçtılar bir süreliğine. Vinokourov, etabın hemen başına bir kaçış şakası yaptı. Andy bir kez daha mekanik sıkıntı yaşadı.

Criterium'da da kimse atak yapmadı. Sadece finish'e gelindiğinde Petacchi, Cavendish ve Hushovd yeşil mayo için ve Champ-Elysses'de etap kazanıp Tur'u kapatmak için sprinte kalktılar. Cavendish yine muazzam bir sprintle ortalığın tozunu dumanına kattı ve 2010 Tour de France'taki beşinci etap zaferine ulaştı.

2010 Tour de France || Stage 18-19: Paris'e Doğru

Stage 18: Salies-de-Bearn > Bordeaux 198km
Daniel Oss, Benoit Vaugrenard,Matti Breschel ve Jerome Pineau'nun kaçtığı, sprinterler için önemli bir etaptı Bordeaux'ya giden yoldaki 18. etap. Artık Pireneler bitmiş ve sarı mayo sahibi büyük oranda belli olmuştu. Artık sırada yeşil mayo vardı.

Sprinterleri için çalışan takımlar önlere gelmeye başladı. Bu arada Jeraume Pineau da dahil olmak üzere kaçanlar yakalandı. Sadece Daniel Oss sonlara kadar kendi başına idare etmeyi başardı ama o kadar, o da yakalandı.

Pelotonun önünde yine Columbia Treni vardı. İnanılmaz bir tempo tutturdular, pelotonun önü resmen ip gibi uzadı ve Columbia'lılar arka arkaya ana grubu çekmeye koyuldu. Ama Lampreli'ler de Petacchi için çalışmayı ihmal etmediler ve Columbia'nın önüne doğru gelmeye başladılar. Team Sky da önlerdeydi ve Boasson Hagen için çalışıyordu. Çok geçmeden Cervelo da geldi bu taraflara.

Pireneler'den hemen önce Renshaw'dan kafa yiyen Julian Dean, etabı üçüncü bitirmeyi başardı.

Son metrelerde Cavendish Hushovd'ı gözlemeyi sürdürdü. Petacchi'nin atağını görünce arkasına takıldı ve kendisine bir "Renshaw" yaratmış oldu Ale-Jet'ten. Julian Dean de Petacchi de Cavendish'in sprintine yetişemedi ve Cavendish bir etap daha kazandı.

Stage 19: Bordeaux > Pauillac 52km
Paris'ten önceki son etap. 20. etapla birlikte bu seneki Tur'a veda edilecek.

52km'lik Bordeaux - Pauillac arasındaki etap zamana karşı etabıydı. Etapta tırmanış da olmadığından Cancellara'nın geçilmesi söz konusu bile olamazdı, olmadı da. Fabian Cancellara bu zamana karşıyı da kaptırmadı kimselere ve birinci geldi.

Asıl mücadele Schleck-Contador ve Menchov-Sanchez arasındaki mücadelelerdi. Biri sarı mayo mücadelesi diğeri ise podyum.

Denis Menchov tam iki dakika daha iyi bir derece yaptı Sanchez'e göre ve podyumdaki yerini ayırtmayı başardı. Contador'un performansı ise çok mükemmel değildi; Andy bir hayli zorladı hatta Contador'u. Fakat bu etaptan evvel 8 saniye olan fark 39 saniyeye çıkmıştı. Ve hatta; Andy'nin zinciri attığında aralarında 31 saniye vardı. 8 saniyelik Contador liderliğini çıkartacak olursak o tartışmalı etap sonrasındaki; zamanlar eşitlenecekti.

Ha bu arada.. Andy bir kez daha mekanik problem yaşadı..

20100731

2010 Tour de France || Queen Stage 17: Pau > Col du Tourmalet


Tourmalet. Tur'un kaderinin belli olacağı, zirve finish'iyle son bulacak olan etap, Kraliçe etap. Col du Tourmalet Pireneler'in muazzam zirvelerinden biridir. Pireneler bu yıl Tour de France kapsamında 100. kez geçildi. Pireneler'in Tour de France'daki 100. geçilişi bu sene ve bunun şerefine turda Tourmalet zirvesi iki kez geçildi.
Vous êtes des assassins! Oui, des assassins!
Bu sözler Octave Lapize'ye ait. Tourmalet'den geçen ilk bisikletçi; bisikletinin yanında yürüyerek. Katilsiniz siz diyor, evet katilsiniz. Bunu, Tourmalet zirvesini Tur'a katan organizatörlere söylüyor.

Tourmalet kategori dışı, yani tırmanışın zorluğunu ve ortalama eğimi anlatmaya kelime yok.

Hava bir hayli kötüydü. Schleck ve Contador birlikte tırmanıyorlardı ve yine gözleri üstlerindeydi. Schleck üç kere atak denedi, üçünde de Contador cevap verdi. Bir kere de Contador kaçmaya kalktı, Schleck yakalamaya bile gerek kalmadan durdurdu kaçışını. Finish çizgisine kadar beraber geldiler.

önceki etapta yaşananlardan dolayı Contador, Schleck'in almasına sesini çıkarmadı etabı. Fakat 8 saniye farkla sarı mayoyu korumayı bildi.

2010 Tour de France || Stages 14-16: Ve Pireneler

Stage 14: Revel > Ax-3 Domaines 184.5km
Pireneler'in ilk etabıydı 14. etap. Sastre, Riblon ve van De Walle'nin bulunduğu bir grup atak yaptılar. Port de Pailheres inişinden sonra Ax-3 Domaines tırmanışı vardı ve burada eğim zaman zaman %10'un bile üzerine çıkıyordu. Cunego ve Kiryienka, atak yapan Sastre'ye yetişmek için çabaladılar, başardılar da.

Contador ve Schleck birincilik için çekişirken Sanchez ve Denis Menchov da üçüncülük için aralarında mücadele veriyorlardı. Genel klasmanın ilk dördü bir grup oluşturdular. Contador ve Schleck yan yana giderken Contador bir anda atağa kalktı ama Schleck karşılık verdi. Bir süre sonra Contador bir daha atak yaptı ama Schleck yine tetikteydi; geride kalmadı ve Contador gitmesine izin vermedi.

En önde ise Sastre ve Kiryienka düşmeye başlamıştı. Arkadaki Sanchez/Menchov ikilisi Contador'la Schleck'ten cevap gelmeyince zamanı eritmeyi başardılar ve 15 saniyenin altına çektiler farkı. Christoph Riblon ise Pireneler'deki ilk etapta finish'e tek başına ulaşmayı bildi ve Ag2R La Mondiale de Tur'daki etap galibiyetine kavuşmuş oldu.

Stage 15: Pamiers > Bagneres-de-Luchon 187.5km
Fabio Casertelli anısına bir zirve geçilen 15. etapta Tur tarihinin belki de en çok tartışılacak olaylarından birisi vuku buldu. Etaptan biraz bahsettikten sonra buraya da değineceğim.

Önce biraz Port de Bales tırmanışından bahsedelim. Port de Bales, asfalt döşenip doğru düzgün bir yola kavuşalı sanırım 7 sene oluyor. Ve şimdiden Tur'un gözde zirvelerinden birisi olacak. Burası eskiden sadece yerel halkın kullandığı geçit gibi bir yolken asfalt döşendikten sonra Tur'un uzmanları burayı inceliyorlar ve Pireneler'de buradan geçilebileceğine karar veriyorlar.

Pelotonun temposunu haliyle sarı mayonun sahibi Saxo Bank çekiyordu. Port de Bales'nin zirvesine yaklaştığımızda Contador, Sanchez, Menchov ve Schleck vardı. Önde ise kaçmayı başarabilen bir tek Voeckler kalmıştı ve gerçekten muazzam, insanüstü bir performans tek başına kat etti neredeyse bütün tırmanışı. O riskli inişte de yine yalnız başınaydı ve tüm rüzgara tek başına katlanmak zorunda kaldı.

Dörtlüye dönecek olursak sırayla tempo veriyorlardı birbirlerine. Schleck ve Contador da sürekli birbirlerini gözlüyorlardı, bir gözleri hep arkadaydı.

Zirveye birkaç kilometre kala (ki bu arada Voeckler inişe geçmişti bile) Andy atağa kalktı. Bir anda kalktı ve o kadar güçlü asıldı pedallara, Contador daha ne olduğunu anlayamadan dört bisiklet boyu fark açtı Schleck. Ama ne olduysa o an oldu, yanına gelmeyi başaran Menchov'un şaşkın bakışları arasında Schleck'in zinciri attı.

Ve Contador.. Bu durumdan faydalanarak atağa kalktı, Menchov'un peşine takıldı. Sanchez de bir anlık tereddütten sonra devam etti yola. Schleck zinciriyle uğraşırken Contador aradaki farkı bir dakika civarına çekti. Andy bu andan sonra inanılmaz bir mücadele ve efor sarfetti. İnişte fark kapatmak çok kolay değildir. Hele ki fark kapatmaya çalıştığınız grup üç, siz ise tek başınızayken.

Ama Andy başardı. Son metreler adeta nefes kesti. Aralarındaki fark etap başında 31 saniyeydi. Contador son metrelerde salise salisedir diye adeta sprint bastı. Ve bu üç tırmanış ağırlıklı bisikletçi arasında resmen bir sprint finish'i yaşandı. Andy ise tırmanışın son bölümünde aradaki farkı kapatmak için çok fazla güç sarfettiğinden belki de verebileceğinden daha azı ortaya koyabildi sonda.

Böyle olunca da 39 saniye önünde çizgiyi geçti Contador Schleck'in. 8 saniye farkla da sarı mayoyu aldı. Sarı mayo seromonisinde ise Fransızlar, daha doğrusu tüm seyirciler Contador'u yuhladı ki yerden göğe haklıdırlar.

Lance - Ulrich arasındaki saygıyı, Lance düştüğünde Jan beklemişti, Tur'un başında her ne kadar takım arkadaşı da olsa Cancellara'nın Frank Schleck için pelotonun sprint yapmasına izin vermemesi.. Ayrıca Fransa Bisiklet Turu belki de Wimbledon ve Snooker kadar gelenekleriyle var olan bir organizasyon.

Contador sonrasında görmedim ben atağımı yapmıştım zaten dedi ama yalan söyledi. Görüntülerden çok net ortada, Contador Andy'nin aksadığı gördüğü anda atağını yaptı. Haram olsun o mayo sana Contador. Zaten hiç sevmezdim seni artık nefret ediyorum.

Stage 16: Bagneres-de-Luchon > Pau 199.5km
Bu etap benim için inanılmaz hüzünlü bir etaptı. 2003 yılından beri elimden geldiğince bu velespit meretini takip etmeye çalışıyorum. Tıpkı F1'da olduğu gibi 2000ler'in başına hükmeden isimler benim ilk gözağrım oluyorlar yaş sebebiyle, Schumi ve Lance bunlara en iyi iki örnek. Lance'e olan hayranlığım ise 2004 yılında dayımların yanına Amerika'ya gitmemle tavan yaptı. Livestrong bilekliğine ulaşmanın verdiği mutluluk..

İşte o yüzden bu etap çok önemliydi. Tur'un başındaki o talihsiz kazalar nedeniyle daha ilk haftadan genel klasman iddiasını yitirmişti Lance. Çıkıp artık son Tur'unun keyfine bakacağını söylemişti. Zaten herkes de depoda yakıt kalmamış diyordu Lance için.

Ama Twitter'dan önümüzdeki etaplarda sürprizler gelebilir demişti. Etaplara da şöyle bir bakınca en müsait olanı 16. etap gibi gözüküyordu. Kraliçe'yi de zorlayabilir ama o hakikaten zor.

Ve öyle de oldu. 2004'te de yaklaşık bu zamanlarda bir etap galibiyeti vardı Lance'in. Ve şimdi, altı sene sonrasında yine hemen hemen aynı tarihlerde bir etap daha istiyordu; Tur'a hiç değilse bir etap galibiyetiyle veda etmek istiyordu.

Ben ne kendi izlediğim bu 7 senelik periyotta ne de öncesini araştırırken Lance'in bir etap için bu kadar mücadele ettiğini görmedim. Alpler'i bekler hep. Tırmanışta atağını yapar, farkını açar, inişte biraz daha açar sonra da mayosunu bir daha bırakmaz kolay kolay.

Ama bu sene son Tour de France'ında gösterdi hala daha neler yapabileceğini. Christophe Moreau, Jurgen Van De Walle, Sandy Casar, Damiano Cunego ve Pierrick Fedrigo gibi isimlerin arasında muazzam bir mücadele verdi. Ama Fedrigo izin vermedi.

Çok garip bir andı, Lance'i o şekilde görmek.. Bilemedim.. Tüylerim diken diken oldu, bir garip oldum..

Renshaw'un Kafası

2010 Tour de France || Stages 11-13: Alpler'in Eteğinden Pireneler'e Doğru

Stage 11: Sisteron - Burges Le Valance 184.5km
Bir başka muazzam etaptı. Her ne kadar ağır Alp etaplarından sonra sadece tek bir tırmanış içeren düz bir etap olsa da dananın kuyruğu sprintte koptu. Onun dışında da birşey yoktu diyebiliriz etap genelinde.

Düz oluşu nedeniyle bisikletçiler biraz da aktif dinlenme yaptılar. Sadece üç kişilik bir kaçan grup vardı ve onlarda 25km kala yakalandılar. Saxo Bank'ın Schleck için yaptığı tempo ve pelotonu çekmesi de bunu sağladı aslında bir anlamda. Saxo Bank'ın temposu bir ara Columbia trenine taş çıkartacak seviyelere ulaşmıştı hatta.

Buralara kadar sorun; ta ki toplu sprint finish'ine gelene kadar. Sprinterler birer domestik alarak önlere geldiler; Petacchi, Farrar, Cavendish, Evans..

Julian Dean, Tylar Farrar'ı Mark Renshaw da Cavendish'i taşıyordu. Renshaw'dan muazzam bir domestik örneği izledik. Çünkü normalde Cavendish'in tercih ettiğinden daha önce sprinte kalkılmıştı ve Cavendish'in patlayıcı gücü bu kadar uzun bir mesafeyi çıkartamayabilirdi. Ama Renshaw'un çalışmasıyla etaba uzandu.

Böyle anlatınca bir gariplik yok gibi. Ama dedim, dananın kuyruğu koptu. Dean, Farrar için koridor açmaya, onu iki Mark'ın önüne taşımaya çalışıyordu. Ve işte o an iki domestiğin kapışmasına şahit olduk. Bu posttan sonra videosunu vereceğim.

Dean Renshaw'un yanına geldiğinde Renshaw da ona doğru gitti. Ufak bir "omuz omuza" mücadele oldu ilk başta. Tabii bunlar çok hızlı gerçekleşiyor; bir yandan da sprint finish'ine hazırlanıyorsunuz hatta ayağa kalkmış sprint basıyorsunuz. Bu omuz omuza mücadeleler olmayan bir şey değil bisiklette, bazen uyarmak amaçlı "ben geldim geçicem seni, kay yana" hesabı, hafif sellektör gibi. Bazense daha sert bir fiziksel mücadele.

Ama Renshaw yapılmayanı yaptı, önce Dean'i üç kez kafaladı daha sonra da Farrar'ın yakaladığı koridoru kapatarak önüne geçti. Cavendish ise bu seneki üçüncü, TdF tarihindeki onüçüncü etap galibiyetine ulaştı ve bir diğer efsanevi sprinter Erik Zabel'i bir etapla geçmeyi başardı.

Bu mücadeleyi böyle heyecanlı heyecanlı anlatıyoruz ama Renshaw için haliyle sonu güzel olmadı; etabın sonunda Renshaw'un diskalifiye edildiği açıklandı. Bu seneki Tur, her geçen gün daha başka, daha muazzam hikayelere sahne oluyor.

Stage 12: Bourge-de-Peage - Mende
Pek de düzlük olmayan, Paris-Nice'ten tırmanışlar ve Deuphagne Liebere güzergahı izleyen bir etaptı. Mende'deki finish ise pek de ünlü olmayan bir yoldu.

İkinci tırmanışa kadar kimsenin kaçışı tamamlanamadı. Ama daha sonra kocaman bir grup kaçmaya başladı; Alexander Vinokourov, Andreas Klöden, Hesjedal, Kiryienka, Sandy Casar, Thor Hushovd, Mario Aerts, Kanstantsin Sivtsov, Carlow Barredo, Anthony Charteau, Perget, A. Moinard, Pauriol, Verdugo, Gregor Bole ve Valls Ferri.

Burada da Cofidis'in çalışması vardı ama Lampre bozdu. Hushovd'ı kaçan gruba sokarak sprint puanlarını almasını sağlamayı denediler. Ama Lampre'den Greg Bole, Hushovd'ı ekarte ederek daha az puan aldırmaya çalıştı. İlk kapıdan Bole önde geçti ama ikinci kapıda yeşil mayoyu Hushovd'a kaptırdılar.

Peloton bir türlü yakalayamadı kaçan grubu; Hesjedal ve Vinokourov görece klasman iddiası daha fazla olan isimler olduğundan bu durum peloton için tehlikeliydi. İlerleyen kilometrelerde önde bir tek Vinokourov, Hesjedal ve Klöden kalmıştı. Vinokourov artık kendisi için bir etap istiyordu ve derdi buydu.

Bu etap 16. etabın hazırlayıcısı oldu. Rodriguez ve Contador beraber tırmandılar ve Rodriguez Contador'un arkasına saklanarak adeta etap için pusuya yattı. Vinokourov'u geride bırakan ikiliden Contador'un çok fazla gücü kalmamıştı; tıpkı Schleck'in Contador'un atağına yanıt verememesi gibi Alberto da Rodriguez'e yenik düştü. Bu etabın ardından Schleck'le aralarındaki fark 31 saniyeye geriledi.

Stage 13: Rodez - Revel 196km
İki tane zorlu tırmanışı olsa da bir sprint etabıydı ama bu tırmanışlardan birisi son kilometrelerde olduğundan sprinterlerin silkelenmesi kuvvetle muhtemeldi.

Chavanel'in de bulunduğu küçük ama etkili bir kaçış grubu oluştu. Tırmanışları atlattıktan sonra etaba gitmemeleri için bir sebep yoktu. Ama son tırmanışta peloton, ortalığı kaçaklara bırkmayacağını gösterdi. Pek çok atak oldu etkisiz, hepsine cevap geldi. Ama Ballan ve Vinokourov'un atağına ayak uydurabilen çıkmadı.

Gün Vinokourov'un günüydü. Aldığı iki yıllık cezadan sonra ve 2005'ten bu yana ilk etap galibiyetine ulaştı. Dün Contador'u taşıdığı için etabı zorlayamamıştı ama bugün kimseye geçiş izni vermedi.

Bir diğer güzel mücadele de peloton vardığında gerçekleşti. Renshaw'suz kalan Cavendish, Hushovd'ın ardından öyle bir sprinte kalktı ki ilk atağı yapan Petacchi'yi de geçti.

Etabın sonunda Contador ve Vinokourov birbirine sarıldı. Vinokourov için zaten inanılmaz duygulu anlardı. Daha önce sırf etap almak adına Contador'u geride bırakmıştı taşıması gerekirken ama bu sefer etabını aldı ve rahatladı. Contador, kendim etap alsam bu kadar sevinmezdim derken Vinokourov da artık sarı mayo için Contador'dan yardımını "esirgemeyeceğini" söyledi.

2010 Tour de France || Stages 7-10: Alpler'e Çıkış

Stage 7: Tournus - Station des Rousses 165.5km
Altıncı etap en uzun etaptı ve ondan sonra yedinci etapla birlikte Alpler'e gelindi. Fransız Chavanel de tam zamanında yaptığı atakla hem etaba uzandı hem de sarı mayoyu tekrar ele geçirdi. Ve bu sefer hiçbir lafa mahal bırakmadı.

Geçen sefer Cancellara, Frank Schleck'i beklemek için pelotonu durdurmuştu ve etabı resmen nötralize etmişti. Kazadan kurtulan ve hali hazırda pelotonun ilersinde bulunan Chavanel de arkadan bir rakip olmaksızın etap galibiyetine ulaşmıştı. Ve bunu yalnız başına yapmıştı. Bu sefer de yalnızdı; ve tam performans gelen bir pelotona karşı.İlk tırmanışlarda peloton dağılmaya başlamıştı, Chavanel de bu fırsatı geri tepmeyip kaçmaya başladı. Sonlara doğru ki iki uzun tırmanışta ise tekrar birleşti peloton.

Her ne kadar bir tırmanış etabı olsa da asıl adamların performansı için birşey söylemek çok da mümkün değildi bu etap sırasında. Pinaue bütün kapıları önde geçerek polka dot mayosunu korumayı garantileyince temposunu düşürdü ve Chavanel de Hondo'yu atlatır atlatmaz Pinaue'yu da yakalayıp geçti. 

Tabi burada Pinaue'nun puanlarını topladıktan sonra klasmanda iddialı arkadaşı için çalıştığını ve Hondo'nun tempo düşüren grubunu geçmekte yardımcı olduğunu atlamamak lazım. İki kişilik bir Quick Step çalışması gördük. Yedinci etap ilk tırmanış etabıydı ve bacakların durumunu görmekten ziyade bisikletçilerin ısınmasını sağladı. Sadece bir tane dördüncü kategori tırmanış vardı.


Stage 8: Station de Rousses Morzine-Avoriaz 189km
Hem bir kabusun hem de bir rüyanın başlangıcı tadında bir etaptı aslında. Ve epeydir kaza görülmüyordu; Lance tam üç kez düştü. 11.45 gibi bir fark yedi finish'te ve sekizinci etapta Lance için 8. şampiyonluk rüyası sona erdi bir anlamda. Bu işin kabus kısmıydı. Rüya ise Andy Schleck için. Gerçi bu beklenmeyecek bir şey değildi ama sonunda oldu.

Andy Schleck kendisini sarı mayo taşımaya doğru götürecek bir başarıya imza attı bu ilk tırmanış etabında ve etap galibi oldu. Bu sefer çok güçlüydü Schleck. Geçen sene Contador'un atakları karşısında tırmanışlarda cevapsız kalmıştı. Ama bu sefer karşılık veremeyen Contador oldu ve Schleck aldı yürüdü.

Fransız için ise işler hiç yolunda gitmedi. Gerçi çok da şaşmamak lazım Chavanel bir tırmanışçı değil. Kötü tırmandığından demiyorum ama artık Alpler'deyiz ve uzman olmadığınız sürece işiniz bir hayli zor. Schleck'in atağına Navarro/Contador ikilisi cevap vermeye çalıştı ama aradaki mesafeyi bir anda öyle bir açtı ki Schleck Contador fazla birşey yapamadı.

Son metrelerde Euskatel'den olimpiyat şampiyonu Sanchez'le kapıştı Schleck ve üstesinden gelmeyi de bildi.

Ramaz tırmanışından hemen önce ise zaten bir kere düşmüş olan Lance bir kez daha kaza yaptı. Zaten etaptan sonra yaptığı açıklamada kendisi için çok zor bir gün olduğunu, kaza yaptığı sırada grubun Ramaz'a tırmanmaya başladığını ve tempolarının gayet yüksek olduğunu söyledi. Öylesi bir kazadan sonra toparlanıp yetişmesinin çok da mümkün olmadığını da ekledi. Sonunda da;

"Artık gidip son Tur'umun keyfini çıkaracağım."

Stage 9: Morzine-Avoriaz - Saint Jean de Marienne 204.5km
En uzun etabın ardından bir günlük dinlenmeden sonra tekrar tırmanıştaydı bisikletçiler. Özellikle Col de Saises inişini takiben Col de Madelein tırmanışı yarışın en önemli ve zorlu bölümleriydi belki de.

Ve tabii Fransızlar için bir diğer güzel etap sonuydu. Sandy Casar Luis Leon Sanchez ve Cungeo gibi iki önemli ismi geride bırakarak tek kişilik bir diğer kaçış grubu daha oluşturdu kendi başına ve sonunu getirmeyi başardı; 31 yaşındaki Fransız, 2007'den bu yana ilk TdF etap galibiyetine kavuştu.

40km kala Schleck beklenen atağını yaptı Contador'a karşı ama Contador yakalamakta gecikmedi. İnişte ise bir başka eşlikçileri vardı o da inanılmaz iniş tekniğiyle Sanchez. Bu üçlü kaçan grubu yakalamayı başardı ama Casar yaptığı tempoyla bitirmeyi bildi etabı. Sekizinci etapta ilk etap galibiyetini kazanan Schleck, böylece genel klasmanda da liderliğe yükseldi ve sarı mayoyu giydi.

Ama asıl hikaye sarı mayonun bir önceki taşıyıcısında; yani Cadel Evans'taydı. Sekizinci etabın başlarında geçirdiği kazanın izleri hala duruyordu ve bir sprinter olarak bu dağ etabı zaten baştan beri onun için işkenceydi. Ama çok daha farklı bir hikaye vardı bu etabın altında; Cadel Evans'ın ekibi etap sonunda yaptıkları kontrollerde Cadel'ın kırık dirsekle etabı tamamladığı açıkladılar.

Stage 10: Chambery - Gap 179km
14 Temmuz Fransızlar için resmi tatil ve oldukça da önemli bir gün; Bastille Günü. Bastille'i de çok fazla anlatmaya gerek yok, bilinen birşey, 1700'ün sonunda Bastille hapisanesindeki isyanı ve Fransız Devrimi'ne giden yolun ilk adımıdır, başlangıcıdır. Mahkumlar isyanı takiben 14 Temmuz günü Champs-Elysses'de toplanmıştır.

İşte Fransa için böylesi önemli bir günde bir Fransız pek tabii ki etap galibiyeti için çalışacaktı.Etabın başında kaçanlar oldu her zamanki gibi. Oldukça zorlu bir tırmanış ve ayrıca da çok sıcak bir gündü. Böyle olunca peloton, klasman iddialılarının birbirine tutunmasıyla yola devam etti ve kaçanları yakalamak için ekstra bir tempo olmadı.

İçlerinde RadioShack'in Portekizli domestiği Sergio Paulinho'nun da olduğu dört kişilik bir grup kaçıştaydı ve daha sonra bu milli günde etap kazanma şerefi için iki Fransız da katıldı kaçanlara. Pelotonda ise bir başka mücadele vardı; polka dot mayo için tırmanış puanları.

Ama Fransızlar'ın 2010 rüyası Bastille Günü'yle şereflenemedi. Kaçan gruba yetişen iki isim Chavanel ve Casar kadar performans gösteremedi. Tabii bunda Bruyneel'in yönlendirmelerinin de büyük etkisi var. Paulinho 10km kala bir atak yaptı ve tek karşılık verebilen Kriyenka oldu. Fakat Paulinho'nun stratejileri tükenmemişti ve çok akıllıca bir taktikle geride bıraktı rakibini; etap galibiyetine kavuştu.

20100719

2010 Tour de France || Stages 4-6: İlk Tırmanışlar




Stage 4: Cambrai > Reims 153.5km


Bu kısa diyebileceğimiz etap, Tur'un ilk üç etabındaki kazazedelerin biraz da olsa aktif dinlenme yapabileceği ve yaralarının zorlanmayacağı bir etaptı. Peloton içerisinde pek çok eski dostun sohbetine şahit olduk. Dimitry Champion ve Nicolas Vogondy bir kaçış gerçekleştirdiler dört kişilik bir grupla.

Columbia treni ise beyaz mayonun sahibi genç Tony Martin eşliğinde onların peşine düştü. Petacchi, Hushovd, Ciolek gibi isimler de tam olarak bunu bekliyordu. 

Ama etabın sonu geldiğinde Petacchi gençlere taş çıkarttı resmen. Birinci etapta kazalardan karışan peloton dolayısıyla fazla rekabete gerek kalmadan kazanmıştı etabı ama bu sefer kralı gelse tanımam dedi adeta. Hushovd, Evans'ın arkasındayken Petacchi resmen pusu kurmuşçasına uzun bir sprinte kalktı ve Evans da Hushovd da cevap veremedi. Ve böylece Petacchi birinci etap için söylediği şeyi kanıtlamış oldu;

"Bugün kendimi çok iyi hissediyordum. Hushovd kaza takılmamış ve yanımda olsaydı, gene de yetişemezdi bana. Bacaklarım bugün çok iyiydi."

Bu sözleri birinci etaptan sonra söylemişti. Etap galibiyetini kazaya bağlayanlar olmuştu ama dördüncü etapta Petacchi'nin neler yapabildiğini gördüler. Ve Lampre de takımcana muhteşem bir strateji ortaya koydu. Counego pelotonun arkalarında biraz sürünsede Grega Bole ve Danila Hondo, Petacchi'nin doğru zamanda doğru yerde olması için çalıştılar. 

Cancellara ise sarı mayoyu korumayı başardı. Her ne kadar üçüncü etabın yorgunluğu üstünde olsa da ve pelotonla beraber fazla ortalarda görünmeden tempo tutsa da sarı mayoyu kaptırmadı. Bu durum Hushovd için de geçerliydi; önceki etabın yorgunluğu yüzünden Petacchi'nin sprintine cevap verememişti. 

Stage 5: Epernay > Montargis 187.5km


Cavendish için büyük bir rahatlama etabıydı açıkçası. Yine bir sprint etabıydı ve Cavendish artık bir fırsat daha tepmek istemiyordu. 

Yine erken bir kaçış grubu oluştu ama Columbia treni Cavendish için çalışmaya kararlıydı. Pelotonun iyileşmeyen yaralarından faydalanan kaçış grubu 25-30km sonra farkı 8 dakikaya kadar çıkarmayı başardı. Kaçış grubunun bir anlamda lideri olan Maxime Monfort, fark iki buçuk dakikaya indiğinde bile etabı bitirebileceğine inanır vaziyetteydi. 

Columbia treninin yanı sıra Cervelo takımı da pelotonun önünde yer alıp tempoyu artırıyordu. Kaçış grubu 10km kala yakalandığında Tony Martin lokomotifi çekmeye ve Columbia takımını tam randımanla çalıştırmaya başlamıştı. Ama Lampreli'ler ve David Millar'la arkadaşları Columbia trenin arasına sızarak Petacchi ile Farrar için mükemmel pozisyonu ayarlamaya çalışıyorlardı. 

Ama Mark Renshaw'un Cavendish'i gerilerde bırakmamaya yemini var gibiydi. 200m kala öyle bir atağa kalktı ki Renshaw, Cavendish için öyle koridorlar açtı ki resmen Cavendish'e sadece dokunmak kalmıştı. İki Mark'ın çalışması meyvelerini vermişti ve Cavendish tekrar beklenen düzeye çıkmıştı.

Mentörü Erik Zabel'le ve kendisini taşıyan takım arkadaşlarına öyle bir sarıldı ki Cavendish. Bu arada genç Tony Martin'in Columbia treninin lokomotifliğini ne derece muazzam yaptığını da atlamamak lazım. Her ne kadar biraz burnu havada da olsa Cavendish, özünde ne kadar duygusal bir adam olduğunu podyumda bir kez daha gösterdi. Etabı bitirirken sevinci ise görülmeye değerdi doğrusu. 

Yeşil mayoyu Paris'e taşımaya kararlı olduğunu bir kez daha gösterdi. Cancellara ise sarı mayoyu korumayı başardı.

Stage 6: Montargis > Gueugnon 227.5km


Tur'un en uzun etaplarından biriydi Montargis'ten Gueugnon'a olan etap. Yine erken bir kaçış vardı her 5km'de bir dakikalık fark yaratmayı başardılar. Fark bir ara 8 dakikanın üzerine çıktı. Sonrasında Columbia treni çalışmaya başladı. Ama önde Cancellara'nın liderliğini korumak için Saxo Banklılar'ın ciddi bir mücadelesi vardı. Zaten Cancellara'nın mayoyu kaybetme riski çok azdı. Her ne kadar savunsalar da pelotonu sürükleyen yine Columbia treniydi.

50km kala 2 dakika, 25km kala da 1 dakikaya indi pelotonla kaçış grubu arasındaki fark. RadioShack nihayet çalışmaya başladı ve Lance'i çapraz rüzgarlardan korumaya çalışarak pelotonun önüne taşımayı başardı. 10km'den daha uzun bir süre kala yakalandı kaçış grubu ve iş sprinterlerini taşıyacak olan takımlara kaldı. 

Genel klasman iddialısı diğer isimler de sprint finish'ini kollayanlara yakın kalmaya çalışarak baskıyı artırdı. Danilo Hondo Bernhard Eisel ve Columbia trenin arasına girip onları raydan çıkarmaya çalıştı ama başarılı olduğu söylenemez. 

Son 200m'de asıl Cavendish'e bir kez daha şahit olduk. Bu sefer önceki etabın güveniyle pedallara asıldı ve inanılmaz bir kadansa çıktı. Kimse doğru düzgün yanıt veremedi Cavendish'e ve o da iki bisiklet boyu farkla etabın galibi oldu. Düz gibi gözükse de pek çok inişin çıkışın olduğu bir etaptı bu etap. Ve takım çalışmasının önemini bir kez daha gösterdi.

Cavendish de bunu vurgulayarak takımını bir kez daha övdü ve etap galibiyetinin tadını çıkardı. 

2010 Tour de France || Stage 3: Wanze > Arenberg

İşte asıl katliamın olması beklenen etap. Tam bir Paris-Roubaix. Sadece tek bir Paris-Roubaix sektörü alınmamıştı neredeyse etaba, onun dışında tamamen Paris-Roubaix güzergahından oluşuyordu. Zaten prologue hariç ilk iki etap Tur'un ne kadar sürprizlerle dolu geçeceğini, ne kadar çok unutulmaz an yaşanacağını biraz da olsa göstermişti ama üçüncü etap.. Bunun kesinlikle böyle olacağını kesinleştirdi.

Benim izlediğim altıncı Tour de France ve kesinlikle en acayip Tur başlangıcı olan TdF da bu benim için. Evet sezon boyunca klasiklerde ve Giro d'Italia etaplarında pek çok ilginçlik, pek çok unutulmaz an yaşandı ama Fransa Bisiklet Turu'nun böylesi bir katliamla(!) başlaması, hakikaten çok acayip bir Tur oluyor. 

Etabın sonunda maillot jaune de maillot vert de el değiştirdi. Fabian Cancellara sarı mayoyu alıp tekrar genel klasman liderliğine yükselirken yeşil mayo da Thor Hushovd'a gitti. 

Şimdi bir de etaba Hushovd açısından baktığımızda çok daha güzel olduğunu görüyoruz. Çünkü dün Jeremy Hunt ve Hushovd, pelotonun Cancellara tarafından etabı nötralize etme kararından hiç hoşnut olmadıklarını, takımca çok çalıştıklarını ve belki de yeşil mayo için gereken puanlardan olduğunu açıkça dile getirmişti Hushovd. Ve üçüncü etapta Cancellara'nın önünde etabı birinci bitirerek çok büyük bir rahatlama yaşamıştır kuşkusuz. 

Cadel Evans ise Giro d'Italia'nın yedinci etabındaki epik galibiyetinin ardından buradaki pave'lerde, Paris-Roubaix etabında gayet iyi bir iş çıkararak meyvalarını topladı ve genel klasmanda üçüncülüğe kadar yükseldi.

Peloton Wanze'den çıktıktan sonra Paris Roubaix'nin yollarından geçti ve tam yedi sektörlük pave bölümünde yer aldı. PAve'ye önde girmek her zaman avantajdır. Bu yüzden de bir hayli geniş bir kaçış grubu oluştu ve pelotonla aradaki farkı dört dakikaya kadar çıkardı. Caisse d'Epargne, Team Sky, Milram, Garmin-Transitions.. 

Giderek açılan fark neredyse beş dakikaya dayanmıştı ama sarı mayodan ayrı kalmak istemeyen Chavanel ve QuickStep pelotona çok iyi tempo verdi farkı üç dakika civarlarına kadar indirmeyi başardı. Bütün takımlar tabi ki ilk pave sektörüne önde girmek için mücadele veriyorlardı. 

Bu tempo ilk iki sektörde işe yaradı ama üçüncü sektöre, yani Sars-et-Rosiries'de peloton etabın gerçek yüzüyle tanıştı. Özelliklere kollara binen aşırı titreşim, yol demeye bin şahit isteyen bir yol ve daracık.

Caner Eler yayın sırasında bu yollar için birinin yorumunu aktarmıştı ama kim olduğunu şuan hatırlayamıyorum affola. Şöyle;

"Burası yol falan değil; yukardan helikopterle taşları atıp gitmişler, adına da yol demişler."

İşler bu sektörde kızıştı ve Frank Schleck'le Jani Brajkovic'in yer aldığı bir kaza gerçekleşti. Ve işin kötü yanı Saxo Bank takımı Schleck'ler için önde tempo yapıyordu; onları muhtemel risklerden biraz da olsa uzak tutabilmek için. Ama büyük Schleck pave'nin gazabına uğradı ve pelotonun önüne kaos yaşattı. Andy ise Cancellara önderliğinde aşmayı başardı.

Hejsedal'i kovalayanlar arasında Evans, Hushovd, Schleck ve domestiğiyle beraber onlara yetişen Contador vardı (Vinokourov'la beraber). Ama Arenberg'e 30km kala pave'nin sürprizleri bitmemişti, Lance'e son TdF'ında kıyak geçmeye hiç niyeti yoktu pave'nin. Dağılan pelotonla beraber Lance tek başına kalmıştı ve toz toprak içerisinden, takım arabalarının arasından tek başına yolunu bulmaya çalışıyordu. 

Chavanel ise teknik sıkıntılarla boğuşuyordu; tam iki kere bisiklet değiştirmek zorunda kaldı. 

Yaklaşık 7km kala yakalandı Hesjedal ve Evans içi hesaplar başladı. Genel klasman için tempo yaparken Hushovd da biraz arkasında sprint için hazırlanıyordu. 2010 Giro'nun yedinci etap galibiyle son iki Paris-ROubaix'nin ikincisi Hushovd'ın büyük bir kapışması olacaktı.

Hushovd Paris-Roubaix konsantrasyonuyla harika bir sprint çıkardı ve etabı kazandı. Cancellara ise Andy'yi beladan uzak tutmak için insan üstü bir çaba sarf etti. Çapraz rüzgarlar, toz, toprak ve arnavut kaldırımlar. 

Evans, Cancellara ve Schleck. yaklaşık 10'ar saniyeyle ayrılıyorlardı birbirlerinden ve daha Pireneler'in koşulacağı bir Tur'da 20sn hiçbir şey. Ama ben bu etabın hakkını Cancellara ve Vinokourov'a veriyorum. İkisi de takım kaptanlarını muazzam bir şekilde taşıdı. 

20100716

2010 Tour de France || Stage 2: Brüksel > Spa

Şuana kadarki etaplar arasında belki de en tartışmalı etaptı. Sylvain Chavanel, Brüksel'in motorsporları konusunda en önemli şehri olan Spa'da kazalardan kaçmayı başardı ve etap galibiyetine ulaştı. Birazdan etabın detaylarını anlatmaya devam edeceğim ama kısaca bu hızlı şehirden ve karşılanamayan beklentilerden bahsedeyim.


Circuit de Spa-Francorchamps pisti Formula 1'den Spa 24 Hours yarışına kadar pek çok motor sporları olayına ev sahipliği yapıyor. Böylesi önemli ve hızlı bir pistin bulunduğu şehir, elbetteki pelotondan hız bekleyecektir. 


Sylvain Chavanel en iyi Tour de France performansını sergileyerek seyirciye çok özel bir an yaşattı. Ve tur Fransız topraklarına girmeden hemen önce sarı mayoyu alarak kendi ülkesine lider olarak giriş yaptı. Fakat peloton, dakikalarca geriden geldi. Şehrin hız tutkusunu karşılamaktan çok uzakta, yavaş gitme protestosuyla. 30km kala  yaşanan kaygan zemin sebepli kazayla pek çok önemli isim yerde kalınca Cancellara zar zor bir araya gelen pelotonu tempo yapmaması için uyardı.


Tabii bu çok tartışıldı; düşen kişi Andy Schleck'ti ve eğer düşen Contador olsaydı Cancellara aynı şekilde aynı tepkiyi verir miydi akıllarda soru işareti kaldı. 


Chavanel eline geçirdiği fırsatları o kadar güzel değerlendir, vatandaşı Pinaue'yla o kadar güzel bir kaçış sergiledi ki neredeyse epik bir etap gerçekleştirdi. Önce yola fırlayan köpekten kurtuldu, ardından 30km kala yaşanan o büyük ve önemli kazadan sıyrılmayı başardı.


Yarıştan sonra yaptığı açıklamalar da oldukça sempatik ve güzeldi. 20km kala etabı kazanma konusunda bir şansı olduğunu anladığını ama sarı mayoyu alabileceğini son 4-5km kadar hayal bile etmediğini söyledi. Hatta üstüne de şöyle devam etti;


Sarı mayoyu aldığıma göre.. Onu Paris'e kadar taşımak istiyorum! (burada gülüyor) 
Hayır, hayır. Sadece koruyabildiğim kadar korumak istiyorum. Çünkü bu hep hayalini kurduğum birşeydi ve öyle hemen geçip gitmesini istemiyorum. 

Ayrıca pelotonun etabı nötralize etmesine değindi ve bunun bisikletin yazılı olmayan kurallarından biri olduğunu, zaferini gölgelemediğini ama yine de çok anlam veremediğini söyledi.

Cervelo takımı ise bu karardan en çok muzdarip olan takımdı ve tepkilerini gizlemediler. Yeşil mayonun en iddialı isimlerinden Thor Hushovd, neredeyse bütün etap boyunca pelotona tempo verdiklerini ve kazanmak için gerçekten ciddi bir şansları olduğunu söyledi. Ama pelotonun kararıyla alabileceği maksimum puandan olduğunu açıkladı. 

Biraz yarışa dönelim. Yaklaşık 180km kala Pinaue ve Chavanel'in yer aldığı sekiz kişilik bir grup kaçmaya başladı ve farkı bir ara 5dk sınırına dayadı. İlk kaza 60km kala Omega Pharma-Lotto ve Garmin takımlarından iki bisikletçi bir anlık dalgınlık sonucu tekerleri arasındaki mesafesi kaçırınca gerçekleşti. Bir an herkes dünün tekrarı mı olacak diye düşündü ama sadece 30km sonra daha fazlası olacaktı.

30km kala bisikletçilerin sonradan sanki yağ dökülmüş gibiydi şeklinde tabir edecekleri yola girildi ve Vande Velde, Petacchi ile Andy Schleck gibi isimler çok sert bir kaza yaşadı. Lance ve Contador aradan sıyrılmayı başardı. Schleck tekrar toparlanır gibi oldu tekrar düştü, en son kenarda sarsılmış bir şekilde boş boş bakıyordu etrafa

Biraz toparlanınca takım arkadaşının bisikletini alıp yola koyuldu. Jens Voigt ise insan üstü bir domesticlik örneği sergileyerek Schleck'i tekrar Lance ve Contador'un grubuna dahil etmeyi başardı. Tabii Cancellara'nın pelotonun tempo yapmasını engelleyip genel klasman iddialısı kazazede bisikletçilerin tekrar yetişmesini beklemesi de cabası. 

Daha Liege - Bastogne - Liege varî bir etaptan bu kadar kazalar yaşanıyorsa, yarın pave'yle yani arnavut kaldırımla kaplı mini bir Paris-Roubaix etabından neler olucak.

20100708

2010 Tour de France || Stage 1: Rotterdam > Brüksel

Daha o mini Paris-Roubaix etabındaki arnavut kaldırımlara gelmeden peloton ilk büyük kazasını henüz birinci etapta yaşadı. Aslında prologue'la beraber ikinci etap oluyor ama prologue etabının da bir bireysel zamana karşı olduğunu düşünecek olursak peloton canavarının vuku bulduğu ilk etap buydu. 


Lampre'li Petacchi ise tıpkı geçtiğimiz ay İsviçre Turu'nda başardığı gibi bu etapta da oldukça büyük sayılabilecek bir kazadan kurtulmayı başardı ve sonuca ulaştı. Yarıştan sonra yaptığı konuşmada kendisine ne kadar güvendiğini anlayabiliyordunuz. Cavendish ki en büyük en önemli sprinterlerin başında gelir, onun için kurduğu cümleden öz güven fışkırıyordu;


"Harika bir etaptı, mükemmel bir sprint yaptım. Mark Cavendish sonlarda yanımda olsaydı bile beni geçebileceğini sanmıyorum; çünkü en iyi sprintlerimden biriydi."

İlk büyük kaza yarışın bitimine 2km kala yaşandı. Rabobank'tan Oscar Freire, Mark Cavendish ile Cervelo takımından bir bisikletçi arasında kalınca pelotonun neredeyse en önünde kaza oldu ve ardından da kaos oluştu. Bu da pelotonun temposunu bozdu ve kazadan sakınabilen Petacchi için çok ciddi bir şans doğurdu.

Çok daha büyük bir kaza ise son kilometre içinde gerçekleşti ve Michael Rogers'tan klasman lideri Cancellara'ya pek çok genel klasman iddialısı yarışçı kazaya karıştı. Ama son kilometre içinde koruma altında oldukları bölgede gerçekleştiğinden, kazaya karışan tüm bisikletçiler Petacchi ile aynı süreyle derecelendirdiler. Böyle olunca da Cancellera sarı mayosunu korumayı başardı.

Geçen senenin şampiyonu Contador da kazaya karıştı, sonrasında Vinokourov'un taşıyıcılığıyla fiinish'e ulaştı. Cadel Evands, Lance, Schleck kardeşler ve Christian Vande Velde sakatlıktan kurtulan diğer önemli isimlerdi ve ikinci etaba, yani bir çeşit Liege-Bastogne-Liege etabı olan, tırmanışlarla dolu etaba sağlıklı olarak gitmeyi başardılar. 

Etap, prologue'un aksine güneşli bir günde Rotterdam'dan Brüksel'e doğru başladı ve tahmin edilenin çok üzerinde bir seyirci vardı; 195 yarışçının da aynı anda harekete başladığı, peloton canavarının bir kerede yola koyulduğu o ana prologue etabına tanıklık eden yarım milyonluk seyirciden çok daha fazla bir katılım vardı. Kalabalığın coşkusu Brüksel'e doğru iyice arttı. Zaten Belçika'nın bisiklet kültürü oldukça sağlamdır.

Lars Boom'un eşliğinde Euskatel ve Quick Step'ten birer bisikletçi henüz ilk kilometrelerde kaçışa başladı. Bu üçlü pelotonla farkı bir ara yedi dakikaya kadar açtı çünkü irili ufaklı pek çok kaza yaşandı ana grupta. Özellikle bir köpeğin bir anda pelotonun ortasına dalmasıyla Ivan Basso ve David Millar ağır hasar aldılar tempo anlamında. 

30km kala peloton farkı oldukça indirdi ve Wynant diğer ikiliyi bırakarak tempo yapmaya başladı. Pelotondan ataklar sıklaşmaya başlamıştı ve Wynant yakalanmaya pek niyetli gözükmüyordu. Ana gruptan kopup gelen Katusha'lı Moldova şampiyonu Wynants'a eşlik etmeye başladı ve bu sefer ikili olarak yeni bir kaçış başlattılar 25km kala. 

Fark 16 saniyeden yarım dakikaya kadar fırlayınca Garmin-Transitions pelotonun temposunu yüklendi ama Columbia treni varken Garmin'in lokomotifliği çok uzun sürmedi ve Columbialılar farkı tekrardan indirmeyi başardı kaçan grupla. 

8km kala kaçan grup yakalandı ve bu sefer pelotonun önünde Milram, Garmin, Lampre  ve Cervelo takımları arasında pozisyon yarışı başladı. Her takımın domestiği kaptanları için en uygun rüzgar alanını, en rahat sürüşü sağlamak için kapışmaya başladı. Bu RadioShack'in takım çalışmasını hiç beğenmedim, bir türlü istedikleri pozisyonları alamadılar.

3km kala yukarıda bahsettiğim ataklar ve kazalar geldi. Lampre, Columbia trenini çok güzel dağıttı ve Petacchi'nin 2003'ten bu yana ki ilk etap galibiyeti için çalışmaya başladı. Cavendish için de çalışmalar başlayacaktı ki Mark, takım arkadaşı Freire'nin bisikletiyle olan teker mesafesini bir anlık dalgınla kaçırdı ve pelotonun ön kısmında büyük bir kazaya neden oldu. 

Kaos sırasında Garmin takımı aradan sıyrılıp Farrar'i sprint finish'ine yetiştirmeye çalıştı ama Farrar'ın bisikletiyle ilgili yaşadığı problem sonucu etabı sprint'e yetişemeden bitirmek zorunda kaldı. Renshaw ve Hushovd -ki özellikle Hushovd, yeşil mayo için- Petacchi'yi kovalamayı bırakmadılar ama Petacchi de etabı bırakmadı. 

20100707

2010 Tour de France || Prologue Etabı

Rotterdam'dan başladı bireysel zamana karşı etabıyla 97. Fransa Bisiklet Turu. Tırmanışın olmadığı, olabildiğince düz, yumuşak sayılabilecek bir etaptı ve tam anlamıyla zamana karşı ustalarına göreydi. 8.9km'lik etabın galibi hiç de sürpriz olmayan bir isim oldu; Fabian Cancellara. İsviçreli bisikletçinin tam da dişine göreydi etap.

Yağmur etkiliydi etap boyunca ve bu her ne kadar düz olsa da bisikletçiler için büyük bir zorluk demekti. Sadece sonlara doğru çıkan isimler etabın ilerleyen bölümlerinde kuru yoldan faydalanabildi. 

Genç Tony Martin oldukça uzun bir süre liderliğini korudu ama Cancellara mükemmel bir performansla, 8.9km'lik etabı tam 10 dakika içinde tamamladı.

Aslına bakarsanız ben bu kadar iyi bir Cancellara'nın arkasında 38 yaşına gelmiş Lance'in - hele ki Floyd Landis'in doping suçlamalarıyla sarsılmış bir Lance'in Cancellara'nın sadece 22 saniye gerisinde kalacağına şaşırdım. 

Prologue etabı hiç kuşkusuz en çok Contador'a zarar verdi. 6. sırada ve Lance'in 5 saniye gerisinde bitirdi. Lance'in bu iyi performansının haricinde RadioShack takımının genel performansı da Astanalı Contador'u endişelendirmiştir; Levi Leipheimer,  Brajkovic ve Klöden ilk onyedinin içerisinde yer almayı başardı. Zaten RadioShack'in neredeyse tamamı muazzam yeteneklerle ve dahası harika domesticlerle dolu.  

Andy Schlack bir hayli gerilerde kalarak bir kez daha asıl işinin tırmanışlar olduğunu gösterdi. Sprinterler arasında ise en iyi dereceyi üçüncü gelen David Millar'ın takım arkadaşı Tyler Farrar yaptı ve Cancellara'nın sadece 26 saniye arkasında kalarak yedinci sırada tamamladı.

Genç Tony Martin ise onbirinci olarak start almanın faydasıyla görece iyi koşullarda yarıştı ve 10:10'luk derecesi üç saatin üzerinde onu birinci sırada tuttu. Ta ki Cancellara'ya kadar. Belki de günün en kötü kapanışı Martin için oldu bu açıdan baktığımızda. 

20100515

2010 Amgen Tour Of California Öncesi

Tour Of California, bu sene belki de Giro'nun bir nebze de olsa geri planda kalmasına neden olacak. Çünkü belki de Team Sky'la birlikte gözlerin en çok üzerinde olacağı takım ve adam Giro yerine California'yı tercih etti; RadioShack.

Sadece beş yaşında olan Amgen Tour Of California, bu sene hazırladıkları etaplarla aslında çok da iyi bir hazırlık fırsatı sunuyor bisikletçilere Tour de France öncesinde.

Tur yarın itibariyle başlayacak ve Eurosport'tan tüm etapları takip etmek mümkün olacak. Gündüz saatlerinde Giro heyecanına ve İtalya'nın güzelliklerine tanıklık ederken gecesinde Lance Armstrong'u görme fırsatımız olacak yani. Nevada'da başlayacak olan tur 23 Mayıs tarihinde sponsor Amgen'in kurulduğu yer olan Agoura Hills'te son bulacak.

Leipheimer kuşkusuz yine en ön plana çıkacak olan yarışçılardan olacak ve Lance Armstrong'la beraber harika bie heyecan sunacaklardır. 2007, 2008 ve 2009'da şampiyon olan Leipheimer şuan "defending champion" durumunda.

Turda yedi UCI ProTour lisanslı takımın yanında iki tane de Continental takımı yer alacak. RadioShack, HTC-Columbia, Rabobank, Liqiugas-Doimo, Quick Step, Saxo Bank ve Garmin-Transitions ProTour lisanslı takımlarken Cervelo Test ve BMC Racing takımları Continental kapsamındaki takımlar.

Sadece Leipheimer ve Armstrong da değil, Cancellara ve Andy Schleck gibi Tour de France'ta çok ciddi iddiaları olacak bisikletçiler de yer alacak.

Pek çok tırmanış etabı olacak bu seneki California Turu'nda ve bu ciddi bir test demek tüm yarışçılar ve takımlar için. İnanılmaz güçlü bir peloton olacak kuşkusuz ki. Ve NBA'deki play-off'lar yetmezmiş gibi bir de şimdi Tour of California için uykusuz geceler başlayacak :)

Leipheimer dört kez ard arda kazanmanın peşinde olacak. Ama işi de çok kolay olmayacaktır çünkü geçen sene ikinci ve üçüncü bitiren Dave Zarbriskie ve Rogers da hemen ensesinde olacaktır Levi'nin. Ayrıca Andy Schleck ve Cancellara iki tane efsane adayı isim de mevcut.

O kadar kaliteli bir kadro varki bu sene, saymakla bitmez. Tour de France'ın efsanesini mi istersiniz, etap galibiyeti olan, klasik yarış galipleri, tırmanış kralları, Olimpiyat madalyalılar. Mark Cavendish, Andy Schleck, Fabian Cancellara, Lance Armstrong, Levi Leipheimer, Tom Boonen, George Hincapie ve Vincenzo Nibali bu isimlerden ilk aklıma gelenler.

En zorlu parkurlardan birisi bu sezon içerisinde düzenlenen turlar içinde. Ayrıca organizasyon ekibi çok titiz çalışıyor. Turun tarihi sezon içinde değişikliğe uğradı, ilk bakışta Giro'yla çakışıyor olmasından dolayı yanlış bir seçim gibi düşünülebilir ama kesinlikle öyle değil. Çünkü yarışçılar hem 3 haftalık bir turun riskini almak istemiyorlar hem de etapların zorluk derecelerine göre karar veriyorlar TdF için.

İlk etap Nevada City'den başlayıp Sacramento'ya kadar gidecek. Ama Nevada'nın tepesinden start alacak yarışçılar ve 168 kilometrelik etapta oldukça uzun bir inişle başlayacaklar yarışa.

177 kilometrelik ikinci etap ise Davis'ten başlayacak ve Napa Valley'ye doğru bir tırmanışa götürecek yarışçıları. Ardından da Leipheimer'ın evine, Santa Rosa'ya doğru bir iniş yapacaklar. Napa Valley civarında King of the Mountains yarışı için kapıları olacak. Ama bu tırmanışlar finish'e yakın olmadığından yine de sprinterlerin günü olacak; diğer sprinterlere oranla daha iyi tırmanabilen sprinter o günün şanslısı olabilir.

Üçüncü etapla birlikte San Francisco'ya yönelecek bisikletçiler ve 183 kilometrelik etapta tırmanışçılar bacaklarını ilk kez test etme şansı bulacaklar. Tunitas Creek, La Honda ve Bonny Doan Road'larındaki tırmanışlar keyifli olacak ve sonrasında Santa Cruz'a doğru iniş başlayacak.

San Jose'deki 195 kilometrelik dördüncü etap oldukça zorlu bir Sierra Grade tırmanışı olacak. Tırmanış bölümlerinde pelotonun pek çok kez gruplara ayrılıp tekrar birleşmesini bekleyebiliriz. Kaçışlar da çok yüksek bir ihtimal olacak, bacağına güvenen kaçsın :) Finish ise düzlükte olacak ve Modesto'da son bulacak.

Visalia'dan Bakersfield'a doğru olan 195 kilometrelik beşinci etap ise pelotonu sık ve sert tırmanışlarıyla bir hayli zorlayacak. Altıncı etap ilk başta Pasedena'da başlayacaktı. Fakat şiddetli fırtınalar yüzünden fazlaca zarar gören bölge turdan çıkarıldı. Şimdi Palmdale'den başlayıp kuzeye ilerleyecek altıncı etap. 214 kilometre uzunluğundaki yolda Big Bear Gölü'ne varana kadar zor zamanlar yaşayacak bisikletçiler. Finish'e doğru 16km'lik bir düzlük olacak, burada da pelotondaki takımların ciddi stratejilerine şahit olabiliriz.

Yedinci etap Los Angeles'ta 33 kilometrelik bir zamana karşı olacak. Sekizinci ve son etap ise Thousand Oaks-Agoura Hills arasındaki 135 kilometrelik parkur yarışı olacak, dört turluk. Mullholland Highway'deki hatırı sayılır tırmanış bölümünün dört kere geçilmesi bir hayli zorlayıcı olacaktır. Etap ve tur Agoura Hills'teki finish'le sona erecek.

Etaplar ve genel itibariyle bazı beklentilerim bu şekilde. Bakalım Lance ve takımı neler yapcak. Andy Schleck'in göstereceği performansı da merakla bekliyorum. İsviçreli Cancellara ve Mark Cavendish de turdaki dengeleri ciddi şekilde alt üst edebilecek isimler.

20100316

UCI ProTour 2010 || Tirreno-Adriatico

Vallahi dün akşam diye söz verdim ama işte, aylardır blog'a adam gibi uğramayınca elim soğumuş resmen. İki Denizin Yarışı biteli üç gün oldu ve bisikletçiler bir hafta içinde bir denizden diğerine pedal çevirdiler.

Bu arada UCI ProTour dediğime bakmayın, 2008'den bu yana ProTour kapsamında koşulmuyor Adriatico turu.

Peloton organizması iyiden iyiye ısınıyor sezonun ilerlemesiyle birlikte. Birkaç birer haftalık turun ardından klasiklere doğru yol alacağız. Ondan sonra da zaten sezon iyice kızışmış, Tour de France olmadı Vuelta gibi hesaplar iyice artmış olacak.

Tirreno-Adriatico, Paris-Nice'le birlikte Avrupa Klasikleri'nden evvel koşulan birer haftalık turlardan biri. Özellikle 20 Mart günü yapılacak olan 2010 yılının ilk klasiği, Milan-San Remo'dan önce tüm takımlar form düzeylerini görmek için bu iki tur arasında tercih yaptılar. Her ne kadar pek çok yarışçı Paris-Nice'i tercih etse de özellikle sprinterler ve klasik yarışların veteranları Adriatico'nun San Remo için biçilmiş kaftan olduğunu biliyordu.

Sprinterlerin Adriatico Turu'nu seçmesindeki bir diğer önemli etken de hava şartlarıydı kuşkusuz. Her ne kadar sprinterler için daha elverişli bir güzergahı olsa da Tirreno-Adriatico'nun, Paris-Nice'e tercih etmedeki sebep genelde hava koşullarıydı.

Evdeki hesap her zaman çarşıya uymuyor tabii, Tirreno-Adriatico'daki hava koşulları hiç de öyle bal kaymak değildi, mart rüzgarı ve yağış vardı Tirreno'da da.

Frank Schleck, Leipheimmer, Voigt, Alberto Contador, Samuel Sanchez ve Valverde gibi önemli isimlerin neredeyse tamamı Paris-Nice'i tercih etmişti. Adriatico'da ise RadioShack hariç diğer tüm büyük takımlar vardı. Bu arada hatırlatalım, Lance Armstrong'un performansı hala daha ne kendi beklediği ne de takipçilerin beklediği düzeyde.

Tirreno-Adriatico 1966 yılında başlamıştı, yani Ballerini'nin doğduğu yıl. Geçtiğimiz ay hayatını kaybeden İtalya Milli Takım antrenörlerinden Franco Ballerini'ni de anılmış oldu böylece.
Mart 10, Etap 1 - Livorno'dan Rosignano Solvay 148km

Yarış Livorno'dan başladı, buna tam İtalya'nın baldırı demek de mümkün. Thyrrenian Sahili'nden başlayan birinci etap yaklaşık 150km uzunluğundaydı ve yine muhteşem manzaralara şahit olduk. Ufak ama sık tepeler, zeytinlikler ve üzümbağlarıyla dolu upuzun bir 148km.

Milram Takımı kötü giden sezonu toparlamaya devam ettiler ve Gerdemann'la etap birinciliğine ulaştılar. 4km kala Rosignano Maritimo tepesinde Caisse d'Epargne'den Paolo Lastras ve Saxo Bank'tan Matti Breschel'le atağa geçti Gerdemann. Sezon başlamadan evvel takımların ve yarışçıların antrenmanlarıyla ilgili bazı blogları, röportajları ve raporları okumuştum. Gerdemann sezon öncesinde sprint üzerine çok fazla çalışmamıştı. En azından benim aklımda kalan buydu.

Gerdemann'ın geride bıraktığı o küçük kaçış grubundaki isimlere bakınca Lastras ve Breschel'i görüyoruz ki bu iki isim de hakikaten çok iyi iki sprinterdir. Hatta çok da güçlü gözüktüler Gerdemann'ın yanında sprint'e ilk başladıklarında.

Hava koşulları Paris-Nice'te kötüydü dedik ama burada nerdeyse daha kötüsü karşıladı bisikletçileri; yağmur. Sadece yağmur değil, rüzgar ve buz gibi keskin bir yağmur. Yani daha ilk etaptan hava muhalefetine dayanıklı yarışçıların ortaya çıkacağı belliydi.

Sadece hava olsa gene iyiydi, bir başka moral bozucu haber daha vardı etap başlamadan evvel; Massimo Guinti EPO'daki testlerinin pozitif çıkması sonucu doping gerekçesiyle yarıştan diskalifiye edilmişti.

Mart 11, Etap 2 - Montecatini Terme 165km

Gün sprinterlerin günüydü. Tom Boonen neden Belçika Ulusal Şampiyonu olduğunu gösterdi ve çok ciddi rakipleri geride bıraktı. Paul Martens ve Daniele Benatti'den bahsediyorum. Bu etap galibiyetinin Boonen için bir önemi daha vardı; İtalya sınırları içindeki ilk galibiyeti oldu Adriatico'nun ikinci etabı.

Liquigas yine takımca çok iyi iş çıkardı ve Benatti'yi harika taşıdılar. Pelotona liderlik eden yine Liquigas oldu. Oldukça önemli bir avantaj yarattılar Benatti için ama Boonen son 200m'de öyle bir sprinte kalktı ki tüm peloton Benatti'yi taşısa bile fayda etmezdi. Zaten öyle de oldu; Benatti Boonen'e cevap veremedi.

Tom Boonen'in kendisi de sonradan yaptığı açıklama İtalya'da kazanmanın onun için ne kadar önemli olduğundan bahsetti. İtalyan yarışlarını sevse de İtalya hariç hemen her yerde bir etap galibiyetinin bulunmasından bahsetmiş. Ve şimdi İtalya'da kazandığı bu ilk galibiyetle oldukça yüksek bir motivasyona ulaştığını söylemiş. İşte biraz da bu yüzden bugünkü Milan-Sanremo'nun favorisi olarak gösteriliyordu.

Katar ve Tour of Omen'daki toplam üç etap galibiyetinin ardından Adriatico'daki bu zafer Boonen'in sezondaki dördüncü galibiyeti oldu. Ve tabii Avrupa'daki de ilk galibiyeti 2010 senesi için konuşacak olursak.

Aslında ikinci etapta çok da iyi bir kaçış grubu vardı. Son iki 14.5km kontrol noktasına bir ara farkı 4dk.ya kadar çıkardılar. Ama Liquigas ve Sky'ın önderliğindeki peloton canavarı son bölümlere doğru yuttu kaçanları. Kaçan gruptan Ignatiev, yakalanmaya ramak kala tek başına bir atak daha yaptı ama fazla uzağa gidemeden Liquigas ekibi tarafından pelotona dahil edildi.

Linus Gerdemann klasman liderliğini ve dolayısıyla da mavi mayoyu korusa da Tom Boonen'le klasman sürelerinin eşitlenmesine manî olamadı, Pablo Lastras da üçüncülüğe düştü.

Üçüncü etap ve devamı geliyor. Sonra da Milan-Sanremo'ya bakarız. Bu arada Liquigas takımcana çok formda, geliyorlar gümbür gümbür sanki.

20100207

Ballerini Anısına

Resim çok küçük ve kalitesi kötü. Ancak Mapei Takımı'ndan Paolo Bettini ve Ballerini'yi rahatlıkla seçebiliyorsunuz.

Hayattaki başlıca iki tutkusunu aynı anda resmeden bir fotoğraf olduğu için koymak güzel olur diye düşündüm; bisiklet ve rally. Profesyonel yarışçısı olduğu bisiklet takımı ve diğer zevki rally'yle birlikte.

Huzur içinde yatsın..

Franco Ballerini Hayatını Kaybetti

Sadece aktif kariyerinde değil, emekli olduktan sonra da çok büyük başarılara imza attı. Paolo Bettini'yle İtalya Takımı'na çok büyük başarılar getirdi ki bunların başında da olimpiyat altını geliyor 2004 Atina'dan. Bir bisiklet klasiği olan Paris-Roubaix'yi kazanan ve yalnız İtalya için değil, tüm bisiklet dünyası için çok önemli olan biriydi.

Ralli'ye karşı her zaman ilgisi vardı, her ne kadar yaş olarak dönemini yakalayamamış olsam da İtalya'nın bisikletteki önemi bildiğimden birkaç merakım, araştırmam olmuştu.

O da bu tutkusuyla biraz oynayabilmek için amatör bir ralli yarışına katıldı co-pilot olarak ve Alessandro Ciardi'yle yarıştı. Toscana'daki yarışta araçları yoldan çıkıp kaza yapmış. Ve malesef Franco Ballerini kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmiş. Haber sabah saatlerinde çeşitli bisiklet sayfalarından yayınlandı. Ancak şimdi haberim olabildi, La Gazetta Dello Sport'tan.

van Heerden'den sonra bir başka kayıp daha bisiklet dünyasında..

Burada kazayla ilgili ekstra bilgiler ve bir de ses kaydı var. İtalyancası olanlar için, ki benim yok, güzel bir kaynak olabilir.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails