Bu ara böyle bi film yazasım var. Hayırlısı.
Ip Man 2'ye karşı karışık duygular içindeyim. Son zamanların en güzel dövüş sanatları temalı filmlerinden kuşkusuz ikisi de. Ve fakat bir o kadar "aynı"lar.
İki film de temel olarak iki bölümden oluşuyor; Ip Man ustalara karşı ve Ip Man gavurlara karşı. İlk filmde gavurlar Japonlar'dı ikinci film de ise bi grup British arse.
Donnie Yen ilk filmde poz vermekten başka bir şey yapmıyordu 10 kişiyi aynı anda dövmenin dışında. Zaten bunu da beklemiyordum. Ve fakat ikinci film de olgunlaşan bir Ip Man'ın havasını, oynadığı rolün yaşça büyüdüğünü fark etmiş gibiydi.
Neyse Ip Man 2'ye dönelim. Şimdi şöyle bir sıkıntı var, senaryo çok yavandı. Ip Man'ın veliahtı gibi gösterilen Wong Leung'la ilgili çok az şey vardı, bir anda kesilmişti. Ki bütün senaryoda belki de tek heyecan veren şey Wong Leung hakkında daha fazlasına ulaşabilme ihtimaliydi. Pek tabii bir de Bruce Lee gerçeği vardı ilk filmden beri, onun için de filmin sonunu beklemek gerekiyor.
Ayrıca bütün o Twister (the British arse) olayı biraz saçmalaştı filmin son bölümünde. Ne zaman bu tip dövüş sanatlarıyla, Uzak Doğu'yla alakalı filmlere bi Batı karışsa işin suyu oracıkta çıkıveriyor. Bu sefer de başka türlü olmadı.
Ha tabii yine de 110 dakikalık fena sayılmayan bir aksiyon. Öyle de itin götüne sokmanın çok alemi yok. Ama daha iyisi olabilirmiş. Bruce Lee'yi 110 dakika beklemek zorunda kalmayabilirmişiz mesela. Yada dediğim gibi Wong Leung'u biraz daha keşfetme fırsatı verilebilirmiş izleyiciye.
Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20101230
20101228
Snatch.
Gönderen
Adsız
Sabah ayılmak için izledim. Bu aralar nedense filmleri hiç de huyum olmayan bir şekilde ikinci kez izliyorum. Ama iyi geldi sabah sabah Guy Ritchie.
Karakter dengeleri müthiş bir defa. Ve oyunculuklar muazzam, fazlasıyla "gerçek" roller. Boris'in Rusça söylenmeleri, Soloman/Vincent ve Tyrone'un şapşal halleri, Turkish ve Tommy ikilisi. Kuzen Avi. Ama biri var ki tüm saydığım bu karakterlerden, ki hiçbir karakter tam anlamıyla başrol değil, ciddi şekilde rol çalmış.
Pek tabii ki "pikey Mickey" aka Brad Pitt. Guy Ritchie aktör seçimlerini, rol dağılımlarını muhteşem yapsa da sanırım biraz hesap dışı kalan bir Brad Pitt performansı var ortada. Mickey'nin de doğasıyla birleşince bu performans Mickey'nin olmadığı sahneleri daha az ilgi çekici kılıyor.
Çoğu kez insan kendini Mickey'yi beklerken buluyor.
Şimdi kalkıp da Ritchie'yle Tarantino'yu karşılaştırıp ahkam kesmeye kalkmayacağım, zira çok haddime olmadığını düşünüyorum. Ama kesinlikle Quentinesque tatlar var filmlerinde. Şiddet ve estetiği, çizgiroman havası katan çekimler, müthiş soundtrack tercihleri ve karakterlerin hepsinin nev-î şahsına münhasır oluşu.
Ama ahkam kesebileceğim birşey var ki söz konusu mayfa, kumar, aksiyon, şiddet ve silahlar, klasikleşmiş konuların ince bir zekayla senaryolaştırılıp yine aynı zekanın ürünü olarak filme alınması olduğunda ilerisi için en çok heyecan uyandıran isim şuan Guy Ritchie.
Karakter dengeleri müthiş bir defa. Ve oyunculuklar muazzam, fazlasıyla "gerçek" roller. Boris'in Rusça söylenmeleri, Soloman/Vincent ve Tyrone'un şapşal halleri, Turkish ve Tommy ikilisi. Kuzen Avi. Ama biri var ki tüm saydığım bu karakterlerden, ki hiçbir karakter tam anlamıyla başrol değil, ciddi şekilde rol çalmış.
Pek tabii ki "pikey Mickey" aka Brad Pitt. Guy Ritchie aktör seçimlerini, rol dağılımlarını muhteşem yapsa da sanırım biraz hesap dışı kalan bir Brad Pitt performansı var ortada. Mickey'nin de doğasıyla birleşince bu performans Mickey'nin olmadığı sahneleri daha az ilgi çekici kılıyor.
Çoğu kez insan kendini Mickey'yi beklerken buluyor.
Şimdi kalkıp da Ritchie'yle Tarantino'yu karşılaştırıp ahkam kesmeye kalkmayacağım, zira çok haddime olmadığını düşünüyorum. Ama kesinlikle Quentinesque tatlar var filmlerinde. Şiddet ve estetiği, çizgiroman havası katan çekimler, müthiş soundtrack tercihleri ve karakterlerin hepsinin nev-î şahsına münhasır oluşu.
Ama ahkam kesebileceğim birşey var ki söz konusu mayfa, kumar, aksiyon, şiddet ve silahlar, klasikleşmiş konuların ince bir zekayla senaryolaştırılıp yine aynı zekanın ürünü olarak filme alınması olduğunda ilerisi için en çok heyecan uyandıran isim şuan Guy Ritchie.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

