Konserler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konserler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20100702

Welcome To The Gutter !

Festivaller Haftası


Vallahi Sonisphere'den çıkınca kendime gelmem üç günümü aldı, ağrılardan ve çıkmayan sesten kurtulmak. Derken eski bir dosttan UniRock kombinesi geldi ve bir anda bu haftasonum da kapandı.

Dünya Kupası Giallo Rosso'ya emanet ben ise döner dönmez Tour de France'a girişicem, ilk üç etap kaçıcak ama toparlarız, Wimbledon'ı oldum olası sevemedim, o yüzden Roland Garros'taki gibi bir tenis ziyafeti olamadı blog'ta özür diliyorum. Zaten Henin'in elenmesiyle sıkı bir çöküş yaşadım tıpkı RG'de olduğu gibi Federer'siz bir Wimbledon finalini de kaçırmak istemem açıkçası :) Yoğun bir Federer antipatisi hatta nefreti barınıyor bu bünyede :)

Şu UniRock'ı da atlattıktan sonra artık Giallo Rosso'yu blog'ta yalnız bırakmayacağım. Kendisi özellikle benim grup maçlarındaki savsaklığımı toparlayıp blog'u tekrar Dünya Kupası'na adapte etmekte insan üstü bir çaba gösterdi, teşekkür ediyorum :)

Bir de psikopata bağlamış gibi izlediğim diziler mevcut tabii ki; Spartacus, Lavarge, Criminal Minds ve Lie To Me. Onlar da bir hayli vakit alıyor ne yalan söyliyeyim. 

Sonisphere'de neye uğradığımızı şaşırdık; ard arda öylesi insanlar Ronnie James Dio sahnesindeydi ki ne festivali yaşayabildik ne de iki dakika oturup soluklanabildik. UniRock'ta ise tansiyonumu tavan yaptıran iki isim var; biri Overkill, Bobby Ellsworth'u kanlı canlı izleme fırsatı. Öbürü ise bir başka efsane, 30 yılı aşkın bir efsane. Grave Digger. 

Şimdi müsaadenizle, 12.30'da Üsküdar'a doğru yola çıkmam lazım. Önce bir Sonisphere'i değerlendirir, ardından UniRock'ı yazar ve Tour de France'la resmî dönüşü yaparım. Kalın sağlıcakla.


20100614

Rüya'dan Kareler

İşte böyle.. Sondan başladı biraz ama olsun, idare edin :) daha çok fotoğraf var hem boy kısa hem de dijital zoom lazımdı öyle olunca da biraz fazla titrek ve bulanık çıktılar. Paylaşmaya değer netlikte olanları koymaya çalıştım. İkinci sıradaki fotoğraf ise favorim :) Bizzat Eric Clapton'a gönderip official sitesinde yayınlamasını rica edicem :P

























Boğaz'da Bir Rüya || Clapton&Winwood

Neden yazmaya kalkışıyorum, bilmiyorum. Tarif edilmesi hakikaten çok zor. Şu genç yaşıma rağmen Kuruçeşme'de kimleri izledim de bir Roger Waters bir de Eric Clapton&Steve Winwood'tur. Deep Purple geldi, Judas Priest geldi, Satriani geldi.

Sahne önüne epey uzaktım, o yüzden sahne önündeki seyircinin durumunu bilemiyorum ama arka taraflardaki birkaç yaşını başını almış belki de yıllardır Clapton'ı bekleyen ton ton abilerin sevinç ve bira dolu naraları haricinde arka taraf bir hayli kötüydü. İki üç tane de küçük yabancı ton ton abi grubu vardı ki onlarla konser sırasında yapılan şuursuz bağırışmalar çok keyifliydi.

Şimdi bir de şu var, normalde Winwood ve Clapton beraber çıktıkları konserlerde Türkiye'de "Clapton dinliyorum ben Layla şarkısı çok güzel" tayfasının kolay kolay bilmeyeceği, daha çok yeniden düzenleme tadında parçaları seçerler. JJ Cale ve Hendrix çalarlar, Ray Charles çalarlar (Georgia On My Mind, her ne kadar 1900'lerin başında yazılmış olsa da artık neredeyse Ray'e mahsus bir parça haline gelmiştir).

Ama dün belli ki seyirciye özel bir sürpriz vardı; akustik Layla. Ama o an ve hala daha yukarıda yazdıklarımı umursamıyorum. Çünkü her konserde bizim seyircimiz bunu yapıyor, akapella Soldier Of Fortune'a eşlik etmiyorlar, Ain't No Love'ı yanlış söylüyorlar vs vs.

O akustik anlar..

Bir an Boğaz'a doğru yükseleceğimi falan düşünmeye başlamıştım.

Şöyle boktan bir şey daha oldu. Seyircinin zaten dağılmaya hazır ve de nazır hali, bir anda başlayan havai fişek gösterisiyle bir kez daha dağıldı. Tüm kafalar o tarafa döndü. Ve Michelle'le Sharon (back vokaller) alkışlarla seyirciyi tekrar konserin içine çekebilmeye uğraştı.

Had To Cry Today'le başladı, muhteşem bir klavye solosuyla Low Down'a geçtiler. Aklımda kaldığınca setlist'i yazmaya çalışıyorum, konsere gidenler varsa ve okurlarsa bunu, eksiği gediği söylerlerse sevinirim. Ben daha Had To Cry Today'le zirveye çıkmıştım ama erkenden gelen After Midnight, iyice uçurdu. Daha sonra Paul'ün inanılmaz piyanosuyla Glad geldi, Eric'in sololarından zaten bahsetmiyorum.

Glad'in hemen ardından Well Allright geldi. İnanılmazdı. Tek kelimeyle inanılmaz. Ardından sanırım Tuff Luck Blues'un solosuna girdi Eric. Sonra biraz tempo kestik, Steve'in akıl almaz sesinden While You See A Chance dinledik. Sonrasında ise BB King'i aradı gözlerim; Key To The Highway geldi. Crossroads geldi ardından.

Sıra akustiğe ve belki de en özel anlara geldi.. Georgia vardı sırada.. O notaların Clapton'dan çıkıp Kuruçeşme'de süzülmesi.. Çok acayipti ya.. Çok.. Driftin'le devam ettik, sonra da sıra Boğaz'ı coşturmaya gelmişti; Layla. Can't Find My Way Home'la ikili bir akustik şov izledik.

Ve konserin Layla'yla birlikte belki de en çok seyirciyle birlikte yaşandığı anı geldi; Gimme Some Lovin' ! .. Voodoo Chile'la tam artık bu son nokta olsa gerek diyordum ki.. Cocaine geldi.. Seyircinin zirvede olduğu andı..

Vee.. Her konserin vazgeçilmezi oldu; pek sevgili yurdum insanı Cocaine'den sonra alanı terk etmek için hareketlenmeye başladı! Ulan en nazlı herif, Axl Rose bile BIS'e geliyor üstelik konseri 1.5 saat geç başlattıktan sonra; koskoca Clapton, koskoca Steve mi gelmicek!?

Geldiler :)

Dear Mr. Fantasy'yle noktaladılar. Nasıl anlattım, ne kadar anlatabildim.. Hiç bi fikrim yok..

Şu 19 yıllık hayatımın sanırım en özel bir iki anından biriydi..

Şimdi müsaadenizle, 14.00'e kadar ağrıyan sırtımı ve travestiye dönen sesimi biraz rahatlatmaya çalışacağım, ondan sonra da Dünya Kupası için bir şeyler düşünürüz :) Birazdan da konserden birkaç fotoğraf koymayı düşünüyorum.

20100613

Eric Clapton & Steve Winwood

Dünya Kupası başladı ama daha blog'ta bir icraat yok diyebilirsiniz, ben de tam buna açıklama getirecektim. Malumunuz yaz sezonu açıldı; bu da, Kuruçeşme Arena günleri de başladı demek oluyor. Her ne kadar Mayıs sonundaki Bob Dylan konserini kaçırmış olsam da Clapton&Winwood ikilisini kaçırmak söz konusu bile olamazdı.

Her ne kadar heyecanımı kendime saklasam da hemen hemen bir haftadır yaklaşan tarih sebebiyle iyiden iyiye duramaz olmuştum. Bu akşam 21.00-21.30 arası, tecrübelerime dayanarak :P, havanın kararmasına 10dk falan kala bu ikili sahnede olacak.

Yarın şöyle güzel güzel konseri anlatır, sonra da Dünya Kupası'nın ilk üç gününü blog'a yetiştiririm. Zaten 5 maç yapıldı sadece bir tane galibiyet var :)

Şimdi müsaadenizle, 21.00'e kadar stand-by moduna sokmam lazım kendimi, lakin başka türlü geçmiyor zaman konser günleri. Hadi kalın sağlıcakla.

20100121

Ve ' Big Four ' Türkiye'de

Sonisphere 2010 festivali kapsamında efsaneleşmiş turne 'Big Four' , yani, Metallica, Megadeth, Anthrax ve Slayer konseri Slayer' ın offical web sitesinde açıklandı. 27 Haziran' da İnönü Stadyumunda olacak. Sanırım kültür başkenti muhabbeti en çok biz metal severlere yaradı. Faniler olarak o günü sabırsızlıkla bekliyoruz.

Ayrıca alt gruplar olarak Rammstein ve Mastodon'un da kesinleştiği yönünde haberler var.

Kaynak

20091210

Sonisphere Festival 2010 Turkey / Istanbul


Sonisphere 2010 Festival will be held in Istanbul Turkey between July 25-27

Possible Bands will include:

Iron Maiden, Metallica, Slayer, Rammstein, Motley Crue, Alica Cooper, Anthrax, The Cult, Mastodon, Behemoth, Iggy & the Stooges

Sonisphere Festival 2010

UK Lineup: Iron Maiden, Slayer, Rammstein, Motley Crue, Alica Cooper, Anthrax, The Cult, Iggy & the Stooges

Poland Lineup: Metallica, Slayer, Anthrax, Mastodon, Behemoth

Turkey Lineup will be formed from the bands showing up in UK and Poland

Festivalin Türkiye ayağında çıkacak gruplar gelecek hafta (13-17 Aralık 2009) açıklanacak. Heyecan dorukta !!!

20091209

Eric Clapton Geliyor!

Ulan dünya kendine geliyor galiba, rezalet haberler silsilesinin ardından güzel şeyler olmaya başladı nihayet! 2010 Haziran ayı. Roger Waters'ı da böyle bir akşamda duymuştum. Bu sefer son güne bırakmak yok, biletler çıkar çıkmaz Biletix'teyiz, sahnenin de önündeyiz.

20091120

W.A.S.P. İstanbul: Kara Kanunsuz'un İkinci Seferi

2006 yılıydı, daha yaklaşık 15-16 yaşındaydım.. 2003'ten beri bekliyordum Kara Kanunsuz'u.. Ve 15 yaşındayken gerçekleşmişti rüya. Hellion, On Your Knees, Headless Children, LOVE Machine, I Wanna Be Somebody, Blind In Texas, Murders In the New Morgue, Chainsaw Charlie. Çok az kişi vardı, çok sinirlenmiştim. Gırtlağımı yırtarcasına bağırmıştım, Blackie de çok sinirlenmişti az kişiye.. Hatta Chainsaw Charlie'den önce sahne arkasına giderken gitarını atmıştı. Gergindi.

Animal (F*ck Like A Beast)'i o sene çal(a)mamaya başlamışlardı, Bulgaristan konserlerinde olaylar çıkmıştı, bir avuç seyirciydik "Fuck Like A Beast" diye bağıran. Kırmadı saolsun, Animal'ı çalmasa da bis'e geldi hiç değilse. Makyajını sildiği havlusunu fırlattı, yarı belimden VIP bölümüne sarkarak yakalamaya çalışmıştım ama kaptırmıştım.

Ayaklarım yerden kesik bir şekilde, kulağımda notalar ve ritmler eşliğinde, kımıldayamayan bir ense ve çıkmayan bir sesle evime dönmüştüm. En çok da, konserden sonra yattığınızda kulağınızda kalan o leziz çınlamayı severim. Çünkü aslında o çınlama konserin bir özeti tadındadır uyumadan evvel.

Hatta o sene Guns 'N Roses'la birer hafta araylaydı W.A.S.P konseri, Temmuz ayına ayarlanmıştı. Ama Blackie yürekleri ağza getirmiş ve kalbiyle ilgili bir problem yaşayıp anjiyo olmuştu, konser ertelenmişti. Ve aslında buydu beni W.A.S.P'a götüren. Yada GnR'ye. Ama bu erteleme o sene bana 4 konser sağlamıştı. Sinirli bir Blackie ve az bir seyirci topluluğunun ardından o küçük, henüz büyümeye çabalayan aklımda hüzün vardı; gelmezler bir daha diyordum.

Ama geldiler. Hem de sadece üç sene sonra. Nedendir bilinmez, belki Cohen gibi paradandır, belki de bir kez daha şans vermek istemiştir İstanbul seyircisine. Ama bunu tartışmak bana düşmez, tartışmam da. Tartışmadım da zaten. Çıktım evimden, Kadıköy'e gittim. Kaçan bir vapurun ardından motorla Karaköy, tramvayla Kabataş ardından da tabanvay yaptık. Küçük Çiftlik Park'a varınca acı bir gerçek fark ettik; Macro çok uzaktı. Ama üşenmedik, yılmadık gittik, geldik.

Sahne önü bileti alabildiğim yada Judas'ta olduğu gibi tek tip biletin olduğu konserlerde sanırım hiç en öndeki o güvenlik demirlerine dokunamadığım olmadı. Neyse ki bu sefer 2006'nın tersine sahne önüydüm.

Tarifi çok kolay olmayan bir konserdi. Sesimin ince tarafı yok, sanırım bir üç gün daha olmayacak. Boynumdaki flexor kaslar ciddi şekilde tutuk vaziyette, biri adımı çağırdığında bedenen dönmek zorunda kalıyorum ve bugün fizik vizem vardı. Hiçbir sonuç, konserden aldığım hazzı baltalayamazdı, baltalayamadı da.

Göbeklenmişti. Zaten uzun zamandır "zayıf" değildi ama sağlığı da sallantıdaydı. O yüzden üst seviye bir performans beklemiyordum ne yalan söyliyim. Ama taytından da vazgeçmemişti. O her zamanki iskeletli mikrofon ayaklığı bu sene de yoktu ama kollarında testere dişlileri vardı. Hala aynı azgınlıktaydı ve bu sene çok daha huzurluydu, rahat ve memnundu.

Blackie o kadar iyiydi ki.. Konserin sonlarına doğru terleyen ve artan vücut sıcaklığıyla havanın serinliği birleşti ve Kara Kanunsuz'un etrafında puslu bir huzme oluştu. O an'a tanıklık ettikten sonra yaşadığım duyguları ifade edecek bir tek kelime bile bulunmadığına ikna oldum. Bir çığlığı vardı ki, "53 yaş mı? Ben hala burdayım ve sesim hala yerinde" diyordu. Sahnede dört döndü. Çığlıklar, gaza getirmeler..

Mükemmeldi. Tek kelimeyle mükemmeldi. Evet, hayatımın en özel ve unutulmaz konseri Judas Priest'tir, ardından da Deep Purple'dır ama dün gecenin de aşağı kalır yanı yoktu.

Yaşattığın duygulara, döktürdüğün terlere, kitlediğin enselere ve kıstığın seslere.. Ardında bıraktığın her bir ağrıyan kas, moraran kemik ve çıkmayan ses.. Herşey için teşekkürler Blackie.. Yaşattığın tüm tarifsiz hisler teşekkürler Kara Kanunsuz.

[Elimde pek çok fotoğraf var ama şimdi ağrıyan vücudumu ve hala daha çınlayan kulaklarımı karanlığa terk edip biraz kafamdaki pikap'a izin vermeliyim. Sıkıştırılmamış, saf ses. Hala daha kafamda konser çınlarken, en güzeli itinayla sert bir zemine yatıp mümkün mertebe tüm ışıkları kapatmak olacaktır.]

Ha bide... Göbüşüne gurban Blackie :)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails